Her ayın 3’ü itibariyle aylık enflasyon rakamları açıklanmaktadır ve son bir kaç aydır olduğu gibi enflasyon rakamları yine gündeme sıcak bir giriş yapıp ortalığı dalgalandırmıştır. Peki çoğu kişinin duyup da bilmediği bu enflasyon nedir? Ne değildir? Hadi başlayalım.

 

ENFLASYON NEDİR?

“Enflasyon, bir ülkedeki mal ve hizmetin satın aldığımız fiyatın süreli olarak artış göstermesi olarak tanımlanır.”

 

Ülkelerin genel anlamda senelik olarak enflasyon hedeflemeleri vardır. Bu ölçümleme yıllık olarak yüzdelik bazda artış olarak ölçülür. Enflasyon olduğunda ülkenin para biriminin değeri sabit olarak kalmaz.

 

Kendi ülkemizden örnek verecek olursak ;

 

1 Türk Lirasının satın alabileceği mal yada hizmet,satın alma gücü açısından gözlemlenmektedir. Enflasyon yukarı yönlü ise ; paranın satın alma gücünde azalma olduğunu ortaya çıkar. Enflasyon oranı yıllık %2 ise , bu sene 1 Liraya alınan hizmetin fiyatı 1 yıl içerisinde 1,02 Lira olur.Malların fiyatları enflasyona uğradıktan sonra aynı tutarda paraya aynı malı-hizmeti alamazsınız.

 

  

 

***

  

OLAYLARIN ENFLASYON ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

Deflasyon fiyatlarda genel anlamda süreli düşüş olduğu zamandır.Enflasyonun tersi olarak kabul edilir.

 

Hiperenflasyon fiyatlarda genel anlamda %200 üzerinde yükselişin olduğu ve tarihte daha da üst seviyelerin görüldüğü (%2500 Enflasyon oranı ile  1923 Almanya Ekonomisinde yaşanan Hiperenflasyon’a en iyi örnektir.) bir nevi ekonomik buhrandır.

Stagflasyon ekonomilerin en çok korktuğu her olumsuzluğu üstüste geldiği yani yüksek işsizlik ve enflasyonun ekonomik durgunluk ile birleştiği durumdur.

 

Son yıllarda, gelişmiş ülkelerin hedef enflasyon oranları %2-3 civarlarındadır ve bunu sürdürülebilir kılmak için çalıştılar.

 

ENFLASYONUN NEDENLERİ NELERDİR?

İktisatçılar enflasyon üzerinde uzun yıllardır tartışsalar da, bu konuyu net bir sebebe bağlayamamaktadırlar. Ancak genel olarak 2 teori üzerinde yoğunlaşmaktalar.

 

  1. Teori : Satın alma gücünün fazla olduğu ve piyasadaki ürünlerin-malların ise az olduğu durumlarda ortaya çıkar. Yani talebin arzdan daha fazla olduğu durumlardır.
  2. Teori : Şirketlerin maliyetleri arttığında kar marjını korumak için fiyat arttırmak gerekir.Artan maliyetler ithalatın ücret,vergi,ya da öngörülemeyen maliyetler gibi durumlar içerebilir.

 

Satın aldığımız mal ve hizmetler için zaman içinde daha fazla para öderiz. Bunun ilk nedeni, mal ve hizmetlere olan talebin üretimden fazla olmasıdır. İkinci neden, üretim maliyetlerinin artması nedeniyle şirketlerin fiyatları yükseltmesidir.

Yüksek talep ve beklentiler, bunun yanın sıra üretici maliyetlerinin artması enflasyonun en temel nedenleri arasında yer alır.

Bunların dışında ülkeye karşılıksız olarak giren altın ve döviz miktarının artışı, para arzındaki artış; doğal kaynaklar, sermaye ve emek dediğimiz üretim faktörlerindeki fiyat artışı ve ülke gelirinin toplam harcamalardan daha az olması da enflasyona neden olan faktörler arasında sınıflandırılır.

 

ENFLASYON MALİYETLERİ NELERDİR?

Ortalama olarak herkes enflasyonun kötü olduğunu düşünüyor ama yüzde yüz bir oranda kötü bir durum değildir.Enflasyon farklı yöntemlerle ülkelerin ekonomisinde farklı etkiler yaratır.Aynı zamanda enflasyonun hedeflenen yada hedef dışı olup olmadığına bağlıdır. Enflasyon oranı halkın refah seviyesinde (hedeflenen enflasyon) önemli bir değişikliğe yol açmıyor ise, bu enflasyon telafi edilebilir ve ülke içinde maliyeti yüksek olmayacaktır.Örneğin; Bankalar faiz oranlarını değiştirebilir ve işçi ücretlerindeki teşvikli artışlar bu enflasyon oranını kompanse edebilir.Hedeflenmeyen enflasyon olduğunda şu sorunlar ortaya çıkabilir ;

 

Borç verenler enflasyon oranlarını doğru tahmin edemez ise borçlular kazanır.Paranın bugün ki değeri ile gelecek değeri arasında bir azalma varsa ödünç alanlar için bu durum faizsiz kredi almaya benzeyecektir.

 

Enflasyon oranlarındaki belirsizlik şirketler için daha az yatırım, tüketici için ise daha az harcama anlamına gelecektir.Buda uzun vadede ekonomiyi resesyona bile sürükleyebilir.

 

Ülkedeki her ürünün fiyatlarında anlık borsa fiyatları gibi değişiklikler olabilir.Üretici içinde tüketici içinde sıkıntılı durumlar ortaya çıkartır.  Enflasyon oranları diğer ülkelere göre daha yüksekse, yerli ürünlerin rekabet gücü düşecektir. Tüketiciler mal-hizmet fiyatların devamlı yukarı yönlü gitmesinden şikayet eder,ancak çoğu zaman maaş-ücret artışı da eş zamanlı geldiği için bu mal hizmet fiyat artışını gözardı ederler.Burada asıl sorulması gereken soru maaş-ücret artışınız ile mal-hizmet fiyatlarındaki artışın aynı hızda olup olmadığıdır.

 

**

Yüksek Enflasyonun Tarihsel Örnekleri

Bugün; dünya üzerinde az para birimi altın veya gümüş ile tamamen desteklenmektedir. Çoğu dünyadaki para birimleri itibari para(altın, gümüş vb. karşılığı olmayan para) olduğundan, para arzı siyasi nedenlerle hızla artıp enflasyona neden olabilir. En ünlü örnek, 1920’lerin başında Alman Weimar Cumhuriyeti’ni vuran hiperenflasyondur. Birinci Dünya Savaşı’nda zafer kazanmış olan ülkeler, ödenemeyen tazminatlar talep ettiler. Almanya da para basarak döviz almaya ve borçlarını ödemek için kullanmaya kalkıştı. Bu politika, Alman Markının hızla develüasyonuna(değer kaybetmesine) ve ülkeye enflasyon getirmesine yol açtı. Almanya vatandaşları ise artan enflasyondan endişelenerek ellerindeki tüm paralarla alışveriş yapmak istemeleri süreci daha da şiddetlendirdi. Durum şöyle ki Almanya’da 1918 yılında ekmek fiyatı 1 mark iken Kasım 1923’te 200.000.000.000 mark oldu. Benzer durumlar 1990’da Peru’da ve 2007-2008’de Zimbabwe’de meydana geldi. Şu süreçte ise Venezula’da meydana gelmektedir.

 

*

Buraya kadar tarihsel ve terimsel örneklerle geldik ancak burdan sonra şahsi yorumlarımla devam edeceğiz. Kısaca makaleyi özetleyecek olursak piyasalar da enflasyon nasıl artar dersek paraya olan talep arttıkça Merkez Bankası para basarak piyasaya arz eder ve talep dengelenir bu sayede kur oynamaları en düşük seviyeye gelir. Peki Merkez Bankası’nın bunu karşılıksız arz etmesi ne gibi sonuçlar doğrur? Yukarıda belirttiğimiz gibi Alman Markına döner durum paranın değeri dipleri görür döviz mucizevi bir olumsuz ivme kazanır ve 1 TL’ye aldığınız ekmek olur size 20 TL buda Enflasyonun artışına bağlı olmaktadır. Merkez Bankası karşılıklı Türk Lirası nasıl basar derseniz şu şekildedir:

Ülkeye başlıca olarak Tarımsal, Teknolojik ve Gıdasal alanlarda yatırımların alınması gerekiyor döviz cinsinden bu dövizleri Türk Lirasına çevirmek isteyen yatırımcılar Türk Lirasına karşılıklı değer kazandırmış oluyor. Ancak bu değeri kazandırmak öyle küçük 100.000 Dolar gibi rakamlar değildir, milyar dolarlar seviyelerinde yatırımlardır.

 

 

 

 

Kaynak:

BloombergHT

İnvestaz

ParaBorsa

Ekonomist

BireyselYatırımcı

 

YiğitHAN
Bu alana reklam verebilirsiniz!